Vodafone denince KSS Performansı hakkında söylenecek çok söz kalmadığını düşünüyoruz. En azından KSS ile ilgilenen ve şirket performanslarını yakından izleyenle için yıllardır durum böyle. Ancak yine de her yıl yeni uygulamalar, değişen akımlar, şirketlerin içinde bulundukları çeşitli fiziksel, finansal ya da operasyonel ortamlar ve değişimler sonuçları da etkiliyor.
KSS uzmanlarının bir mihenk taşı olarak yıllardır benimsedikleri Vodafone KSS Raporları, sadece raporda yazanlar açısından değil, içerik ve performans açısından da daima heyecan vericidir, yeni akımların habercisidir, bazen de şaşırtıcıdır. Dile kolay, bu yıl 10. Raporlarını yayınladılar. Ayrıca dünyadaki diğer faaliyet sahalarında da ayrı raporlar yayınlandığını düşünürsek ciddi bir “Vodafone KSS Raporları” dünyasından bahsedebiliriz. Her ne kadar Vodafone Türkiye bu raporların arasında yer almasa da, onların da kısa sürede bir performansla diğer ülkeler arasında boy göstereceğine inanıyoruz.
Gelelim son Vodafone raporuna. Öncelikle benim en çok dikkatimi çeken konu corporateregister.com sitesinde Vodafone raporunun C tipi olarak kayıtlı olması oldu. Oysa rapor içinde B+ olarak beyanda bulunulmuş. GRI web sitesinde de kontrol ettim. Orada B+ olarak kayıt yapılmış. Böylece üzerimdeki şaşkınlığı da atmış oldum. En azından öğrencilerime bu durumu nasıl açıklarım, diye düşünmeyeceğim. Oldukça karışık bir durum olurdu.
İlk kez bu yıl raporun adını değiştirmişler. Yıllardır “Kurumsal Sorumluluk” başlığını kullanmalarına alışkındık. Oysa bu yıl “Sürdürülebilirlik Raporu” adını kullanmayı tercih etmişler. (Bu konuyla ilgili bir yazıyı da http://aysegulhatay.blogspot.com/ adresinde yer alan diğer bloğumda yayınladım) Rapor kapsamı bu yıl Katar ve Gana’yı dışarıda bırakmış. Çok da şaşırtıcı değil. Bu tür operasyon merkezlerinde hem veri toplamak, hem de üst düzey bir performans çıkarmak oldukça zaman alıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu ülkelerde de gerekli düzenlemeleri yapacaklarına eminim.
Her zaman olduğu gibi AA1000APS ve AS standartları temel alınmış, denetim de AA1000’e göre yapılmış.
CEO Vittorio Colao’nun mesajını beğendim. Her nedense, bende bu kadar büyük bir şirketi ve operasyonu tam sorumlu hale getirmenin çok kolay olmadığına dair bir duygu uyandırdı. Bu da bence çok iyi. Artık KSS izleyicileri ve ilgili paydaşlar, çok yukarıdan atılıp tutulan, sürekli “en mükemmel biziz” mesajları veren raporlardan ve üst yönetici beyanlarından tatmin olmuyor. Hatta bunları hiç inandırıcı bulmuyor. Çünkü ne insan yaşamı, ne de bir şirketin yaşamı bu kadar sorunsuz olamaz. Bunu hepimiz biliyoruz. CEO Colao mesajında özellikle ölümle sonuçlanan iş kazalarıyla ilgili bilgi verirken, Gana, Hindistan ve Türkiye’de bu sorunlarla uğraştıklarını belirtmiş. Hatta biraz da şikayet ediyor sanki. Yasa ve yönetmelikler, yaptırımlar, standartlar eksik ya da uygulamada zorluklar var, diyor.
Vodafone raporlarıyla ilgili söylemek istediğim ilk genel bulgu, raporların her geçen yıl daha anlaşılır ve açık olduğu sanırım. Özellikle Vodafone’un dünyadaki operasyonlarında ticari varlığı, iştirak modelleri bu kadar açıklayıcı anlatılamazdı sanırım.
Etki alanlarını üçe ayırıyorlar 2010 yılı itibariyle. Bence oldukça derli toplu olmuş. Bir dış paydaş olarak öncelikli konulara baktığımda beni tatmin ediyor açıkçası. Elbette yerel pazarlarda öncelikler değişecektir ama küresel bir marka olarak bu sorunların yerel pazarlarda kuruma ciddi yansımaları olacağı bir gerçek. 3 ana başlık: Network, Ürün ve Hizmetler ile Marka Varlığı ve Perakende. Bu 3 başlık altındaki alt başlıklar ise şöyle:

Yukarıda gördüğünüz başlıklar altındaki performanslara ilerdeki yazılarımda ayrıntılarıyla değineceğim.
Raporun içinde ilgimi çeken bir başka performans ise Future Agenda adını verdikleri bir Paydaş Katılımı uygulaması. Future Agenda bir açık forum şeklinde düzenlenmiş. Dünyanın her tarafından kişi ve kurumlara açık bir forum. Amacı ise önümüzdeki 10 yıl içinde dünyada karşılaşacağımız 10 büyük küresel sorunu belirlemek. Bu amaçla 40’dan fazla çalıştay düzenlenmiş ve bir internet sitesi kurulmuş (www.futureagenda.org ) Bu çalışmayla ilgili ilk sonuçlar da Aralık 2009’da yayınlanmış. Bence hem bir paydaş katılımı hem de çok önemli bir risk analizi çalışması.
Bu raporlama dönemiyle birlikte Vodafone yerel pazarlardaki ortaklıklarından yılda 4 kez yerine iki kez raporlama yapmalarını beklediklerini açıklamış. Bunun amacının da iş yükünün azaltılması olduğunu söylüyorlar. İzleme mekanizmalarını çok doğru kurdukları için büyük bir etkisi olacağını sanmıyorum bu değişikliğin. Ancak yeni pazarlarda, özellikle gelişmemiş ya da gelişmekte olan pazarlarda daha sıkı izleme gerekecektir. Bir diğer açıklama da Yerel Pazar ortaklarının yılda iki kez raporlama yapacakları öncelikli konular arasından en az 3 tanesini seçerek bu konularda kendilerine hedef belirleyecek olmaları.
Elbette ben de en çok Vodafone Türkiye’yi merak ediyorum. Yıllardır diğer ülkelerin çok arkasından gelen bir performansı vardı. Ama bu yıl burada da hareket var anlaşılan. Öncelikle sürdürülebilirlikle ilgili konulardan sorumlu bir yönetim kurulu üyesi atanmış (ki bu her ülkede var,)ayrıca bu konular yönetim kuruluna da düzenli olarak raporlanıyor (bu da her ülkede mevcut). 17 ülkenin 4’ünde bulunmayan, 13’ünde bulunan bir diğer performans ise paydaşlara sosyal, çevresel ve ekonomik sorumluluk alanlarıyla ilgili soruların yer aldığı anketler yapılması. Türkiye de bu yıl bu performansa dahil olmuş. KSS’den sorumlu bir yönetici atadıklarını da duymuştum. Bunların dışında 17 ülkeden 8 tanesi henüz rapor yayınlamıyor ve bunlardan biri de Türkiye. Ayrıca 6 ülkede bir paydaş katılımı süreci yok ve yine bunlardan biri Türkiye.
Vodafone performansı tek bir yazıya sığacak gibi değil. Birkaç yazıda ayrı ayrı olmak üzere bu şirketin son raporunu değerlendirmeye çalışacağım. Bu arada sorularınız olursa lütfen bana ulaşın…



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder