Koç Grubu'nun Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporu


Küresel İlkeler Sözleşmesi'ni imzalayan şirketler için bir gereklilik olan İlerleme Bildirimi, birçok şirkete kurumsal sosyal sorumluluk raporlaması konusunda bir başlangıç noktası teşkil ediyor. GRI (Global Reporting Initiative) Raporlama İlkeleri gibi kapsamlı bir raporlama aracı olmasa da, öncelikle dünyada en çok yaygın ve popüler bir işbirliği modeli olduğu için ve şirketleri bir biçimde bazı temel konularda bildirim yapmaya ve taahhütte bulunmaya meyl ettirdiği için çok önemli bir platform.


Türkiye'de de birçok şirket Küresel İlkeler Sözleşmesi'ni imzalayarak sosyal, çevresel, ekonomik ve etik sorumluluklarıyla ilgili raporlama yapma (ya da bildirim diyelim) deneyimini yaşıyor. GRI'dan çok farklı olmayan temel bir stratejisi var bu KİS raporlarının da. Öncelikle şirketlerin paydaşlarının önceliklerini dikkate almalarını, sorumlu oldukları alanlarla ilgili taahhütte bulunmalarını ve şeffaf bir şekilde bu bilgileri paylaşmalarını öneriyor.


Koç Topluluğu da iki yıldır bu tür bir bildirim yayınlayarak "kurumsal sosyal sorumluluk raporu" adıyla web sitesinden paydaşlarına ulaştırıyor. Küresel İlkeler Sözleşmesi'nin ülkemizde bilinirliğinin artmasında önemli rol üstlenen Türkiye ekonomisinin lokomotifi Koç Grubu, bu raporlamayı yaparak da rol model olmaya devam ediyor.


Uzun bir zamandır 2008 raporu dosyalarımın arasında duruyor. Küresel raporlar bu dönemde çok yoğun biçimde elimize ulaştığı ve çok kapsamlı oldukları için oldukça zaman alıyor okumak ve analiz etmek. Aslında çok da merak ediyordum Koç Grubu'nun raporunu. Ne de olsa ülkemizde her söylediği söz, her gittiği yol dikkatle izlenen ve birçok sektörde örnek teşkil eden dev bir topluluktan bahsediyoruz. Birkaç gündür okuyorum raporlarını. Düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istedim. İlerde zaman bulursam birkaç emsal şirketle de kıyaslama yapmayı düşünüyorum. Performans modelleri üzerinde çalışan birçok master ve doktora öğrencisi olduğunu biliyorum. Belki yardımcı olur, düşüncesiyle kıyaslamalara da yer vermek istiyorum günlüğümde artık.


Evet, gelelim gündemdeki raporumuza: Sırasıyla önce strateji açısında incelemek isterim bu raporu. Biliyorum, COP'lerde (KİS İlerleme Bildirimi için bu kısaltmayı kullanacağım) genellikle herhangi bir kurumsal sosyal sorumluluk (KSS)/sürdürülebilirlik stratejisi aramak gerekmez, diye düşünenler olabilir. Bunun için de COP için UNDP Türkiye ofisinin hazırlattığı "İmzadan Sonra" dokümanına bakmak gerekir sanırım. Etkinleşitiriciler içinde "politika ve strateji" var. Ayrıca COP'nin kurum içi faydalarından söz ederken; " bir şirketi, sürdürülebilirlik vizyonunu ve stratejisini tanımlaması ve hayata geçirmesi için destekler," deniyor.


Elbette, bir grup şirketi raporlaması olduğu için sektörel öncelikler bazında bir strateji aramak olanaksızlaşıyor. Bunun için ayırdedici bir takım ön çalışmalar yapmak gerekiyor. O nedenle biz burada "genel bir KSS stratejisinden" bahsediyor olacağız. Örneğin şirketin stratejik olarak faaliyette bulunduğu sektörleri içeren sosyal, çevresel, yaygın ekonomik ve etik önceliklerini belirleyip belirlemediğine, bu konulardaki ilerleme planlarıyla ilgili açıklamalarına, kilit paydaşlarının görüşlerini ne kadar dikkate aldığına, bu konuda süreçleri açıklayıp açıklamadığına bakmak gerekecek.


Üst Yönetimin bildirimlerinden sorumluluk bilinciyle hareket etmenin kurumun iç sistemlerinden birisi olduğu sıklıkla vurgulanmış. Ancak, bana göre rapor içinde en can alıcı cümle KİS'le ilgili kurum içinde bir portal kurulduğundan bahsedilmesi. İlkelerle ilgili verilerin bu portalde toplandığı (ki buradan artık bir veri toplama sürecine girildiği rahatlıkla anlaşılabilir) ve üst yönetim tarafından izlendiği, kararlar şekillendirilirken bu verilerin dikkate alındığı beyan edilmiş. Raporda sürdürülebilirlikle ilgili herhangi bir yönetim biçimi, yaklaşımı açıklanmadığı için en değerli veri bu gibi görünüyor.


Yönetim kısmına geldiğimizde ise, sosyal, çevresel, yaygın ekonomik ve etik riskleri, fırsatları kurumun üst yönetiminde ve alt komitelerinde nasıl yönettikleriyle ilgili bilgiler arıyoruz. Kurum yatırımlarını yaparken bu alanları ne kadar dikkate alıyor, bu politikaları duymak istiyoruz. Çevresel konularla ilgili yönetim kurulunun şeffaflığı, dış paydaşların üst yönetimde temsili, bu konularla ilgili kurum içinde ve dışında hesapverebilirlik düzeyleri gibi benzer konular da bu kapsamda aranan beyanlar. Koç Topluluğu bu konularla ilgili COP gereklilikleri içinde olmadığı için muhtemelen raporlama yapmıyor. COP etkinleştiricileri arasında "Liderlik ve Yetkilendirme" başlıkları altında beklenen beyanlar aslında bu başlıkları da içerir. Bu durumda raporda bu tür açıklamalara yer vermek de önemli.


Koç Topluluğu, 2008 raporunda daha çok Ar-Ge ve inovasyon konularına odaklanmış. KSS performansı açısından çok önemli değer ifade eden rakamlara yer vermiş bu konularda. Her ne kadar öncelikleri arasında kabul ettiğini belirttiği bu konuların "öncelikli" olup olmadıklarına nasıl karar vermiş olduklarını rapordan anlayamasak da, Ar-Ge ve inovasyonda büyük fırsatlar gördüğünü ve bunları çok iyi değerlendirmiş olduğunu açıkça görüyoruz.


Toplulukta toplam çalışan sayısı 73.677, rapor kapsamındaki şirketlerin çalışan sayısını 53.114 olarak belirlemişler. Topluluk çalışanlarının %72,9'unun ve topluluk cirosunun %84'ünün kapsama alınan şirketlerden sağlandığı göz önüne alınarak raporun bağlayıcılığını raporda verilen grup şirketleri ile sınırlandırmışlar. Koç Topluluğu Değerlerine baktığımızda insan kaynaklarıyla ilgili şu cümleyle karşılaşıyoruz: "En iyi personeli ve yetişkin insan gücünü topluluğumuza çekmek ve istihdam etmek." Burada yetişkin insan gücünden kast edilen yetkin insan gücü veya yetişmiş insan gücü müdür, düzeltilmeli, diye düşünüyorum.


Raporun kapsamı daha önce de söylediğim gibi, topluluk bünyesindeki büyük şirketlerle sınırlandırılmış. Grubun diğer şirketlerinden ise hiç bahsedilmiyor. 28 ülkede faaliyet gösteren Koç Grubu'nun hangi ülkelerde, hangi cirolarla, hangi faaliyetleri sürdürdüğünü anlayamıyoruz. Yani 43 milyar dolar cironun 6 milyar dolardan fazlasının nedeni olan şirketlerin riskli alanları, sosyal ve çevresel performansları hakkında raporda bilgi verilmemiş.


Örneğin Arçelik'in çevreci tasarımlarla Co2 salınımının azaltılmasına önemli katkılarda bulunduğunu anlıyoruz, ancak bunun ne kadar olduğunu bilemiyoruz. Bu konuda verilen tek rakam, 2008 yılında topluluk şirketlerinin CO2 eşdeğeri sera gazı salınımında %2 düşüş sağlamış olması. Aslında oldukça kayda değer bir rakam %2. Büyük sanayi kuruluşlarının ve dev yatırımların, sürekli büyümenin söz konusu olduğu durumlarda dünyadaki birçok kuruluş açıkça salınımdaki artışlarını rakamsal olarak beyan ederek iyileştirme taahhütlerinde bulunabiliyor.


İlginç bir konu daha var raporda: "Çalışma hayatı değerlendirme anketi sonuçları 2007 yılı sonuçları 100 olarak alınmıştır," şeklinde bir iç müşteri memnuniyeti anketi grafiği yayınlanmış. 2007 sonuçları 100 olarak alınmış, 2008 sonuçlarına baktığımızda geçen yılın sonuçlarından yüksek olduğunu görüyoruz. Fakat gerçek sonuçların ne olduğunu anlayamıyoruz. Geçen yılın sonuçlarının da sabitlenmesinin gerekçesi belli olmuyor. Bir kıyaslanma olanağı sunmaksa amaç, sabit bir değer olduğu için bu şansımızı da elimizden almış oluyor. KSS raporlarında çok önemli bir performans göstergesi olan iç müşteri memnuniyeti anket sonuçları bu şekilde anlamını pek de bulmuyor.


Koç Grubu'nun "Meslek Lisesi, Memleket Meselesi", KoçAilem Programı, En Başarılı Koçlular, Koç Akademi gibi uygulamaları oldukça önemli KSS açısından. Birçoğunu anlamlı paydaş katılımı performansları olarak değerlendirmek mümkün olabilir. Özellikle bu alanda puan toplamanın çok zor olduğundan yola çıkarak söylüyorum bunu. Tek eksik bir paydaş katılımı stratejisi ve uygulaması. Çok özel ve hedefini yakalayan projeler olsalar da belirli bir öncelik stratejisine, paydaş önceliğine ve beklentilerine bağlanmadığı için havada kalıyor. Elbette KSS'nin uzmanlık alanı açısından. Yoksa toplumve medya diyaloğu açısından başarısı tartışılmaz bana göre.


Taşeronlara ve topluma verilen çevre eğitimlerinin sayılarının verilmesi, yine çok iyi bir paydaş diyaloğu performansı. Çevre politikasının ve vizyonunun hedeflerden oluşması belki de bu alandaki en önemli taahhütler.


Raporun sonunda dikkatimi çeken en önemli konudan bahsetmeden geçemeyeceğim. Bildiğiniz gibi KSS alanlarında raporlama yapmanın da, her türlü performansın da ilk ve en öncelikli beklentisi şirketlerin taahhütlerde bulunmasıdır. Her ne kadar yasal bir zorunluluk ya da yaptırımı olmasa da, şirketin ilk ağızdan paydaşlarına yaptığı her raporlamada olduğu gibi bağlayıcılık beklentisi ağır basmaktadır. Söylesinler, söz versinler ve yapmaya çalışsınlar... Tüm raporlamaların özünde de bu beklenti vardır.


Koç Grubu 2008 KSS Raporu'nun sonuna bir yasal uyarı eklemiş: "Bu rapor sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, herhangi bir yatırım kararı için temel oluşturma amacı taşımaz.(...) Bu raporun hazırlanma zamanı itibariyle, yer alan tüm bilgiler ve ilişkili belgelerin doğru olduğuna inanılmakta olup, bilgiler iyi niyetle açıklanmış ve güvenilir kaynaklara dayanmaktadır. Ancak Koç Grubu, bu bilgilere ilişkin olarak herhangi bir beyan, garanti ve taahhütte bulunmamıştır."


Bu yasal uyarı gerçekten ilginç geldi bana. Eğer şirketler bir taahhütte bulunmayacaksa neden raporlama yapmalarını bekliyoruz ki? Bizim asıl istediğimiz bu değil mi? Başarıların da, risklerin de, taahhütlerin de yüksek duvarlar arkasında kalmaması, dikkat çekmesi ve her gün bir tuğla daha eklendiğini ilgili herkesin görmesi, duyması için değil mi?


KSS Raporlarında sadece ne kadar iyi ve başarılı olduğumuzu yazacaksak, bunu yapabildiğimiz çeşitli mecralara zaten yatırım yapmıyor muyuz?


Raporlarla ilgili bu konular dünyada da yıllardır tartışılıyor. Sadece bu yüzden onlarca kurum ve kuruluş bir araya gelerek uluslararası bir raporlama çerçevesi oluşturmak için çalıştılar. Birleşmiş Milletler, Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne milyonlarca doları bu amaçla yatırıyor.


Biz gelişmelerin biraz gerisinden de gelsek hızla doğru yolda ilerliyoruz. Ben Koç Grubu'nun raporunu okurken ülkemizin dev kuruluşlarından Turkcell de GRI ilkelerine uygun ilk KSS raporunu yayınladı. Yakında ondan da bahsedeceğim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder